Search

Ex Machina — Aşk Bilinçdışının Manipülasyonu Mu? (Film Analizi)


Ex machina filmi içerdiği derinliği ile üzerine fazlasıyla düşünmeyi gerektiren tüm zamanların en etkili filmlerinden biri. Film, kadınların erkeklerin hüküm sürdüğü dünyaya hizmet etmek için yüklenen sosyal şartlanmalarına karşı ayaklanmalarını ve bu esnada kurunun yanında yaşın da yanması gibi masumiyet ve erdemlerin (Caleb) istismar edilmesini, sosyal anlaşmaların bozulmasını konu ediniyor. Ancak film bundan çok daha fazlasını kapsıyor; insanın bilincini empoze ederek evreni kendisinin mi şekillendirdiğini yoksa insanın karakterini test etmek için evrenin kendi bilincini mi insana empoze ettiği ikilemi ile izleyiciyi baş başa bırakıyor. Başka bir deyişle, testi yapan ve teste tabi olan nedir? Bilinç, biliçdışı tarafından teste mi tabi tutulur? İnsanlar başkalarında test ettiği şeylerin aynısı tarafından mı test edilir? Ben ve öteki aynı bütünün birer parçaları mıdır? İnsanların dışarıda gördükleri, zihinlerindeki çapraz yansıtıcı aynaların bir çok kombinasyonlarının kısmi bir görüntüsü müdür? İnsanlar partnerlerinin sevgilerinin derinliğini ve samimiyetini test ederlerken, onlardan bekledikleri fedakarlıkları kendilerinin de yapıp yapayacaklarını ve aradıkları benzer samimiyeti ve derinliği kendilerinin de gösterip gösteremediklerine dair eş zamanlı olarak test mi edilir? İnsanların manipüle etmelerine yol açan nedir? Manipülasyon özgürlüğe ket vuran sınırlamalardan çıkmanın tek yolu mu yoksa son çaresi midir? Aşk, mutlak özgürlüğe kavuşmak ve sosyal merdiven basamaklarını tırmanmak için başkalarının esenliği, iyi niyeti, masumiyeti gibi erdemlerin feda edildiği bilinçaltının en üst derece manipülasyon şekli olabilir mi? Manipülasyon ve benzer şekilde günah, köle ahlakını aşmanın ve “özgürlüğe” ulaşmanın tek ya da en kısa yolu mudur?


Yaratıcının Kodu


Nathan, şirketin CEO'su ve Ava'nın yaratıcısı olarak kendi (ve/veya aile, kültür ve toplum) inanç sistemini (kod) kızına aşılayarak onu koşullandıran, neyi yapıp neyi yapamayacağına dair izinlerinin sınırlarını belirleyen ve bu şekilde onun özgürlüğünü ve zihnini mecazi bir hücreye hapseden bir baba ve Tanrı figürü olarak görülebilir. Bu açıdan Nathan, totaliter tiranlığın kontrolcü, talepkar kötücül gücünü temsil ederken özneler üstünde tasarladığı ve uyguladığı araştırma deneyleri manipülatif olmasına rağmen bunlar bilim için yapıldığı sürece günümüzde manipülasyon içeren bu tür deneyler toplum tarafından olumlu görülüp onaylanıyor gibi görünüyor. (Peki yine de masum mu?)


Terkedilmiş Masumiyetin İstismarı - Zerafetten Düşüş


Caleb, Nathan'ın geçmişte sırtını çevirmek zorunda kaldığı ancak hala içinde kırıntılarını taşıdığı masumiyete dönük inancının umudunun temsili olarak görülebilir. Nathan’ın, geçmişte maruz kaldığı travmatik bir olay sonucunda hayatta kalabilmek adına masumiyetinden feragat etmek zorunda kalmış olduğu düşünülebilir. O zamandan beri kaybetmiş olduğu hayata ve masumiyete olan inancını geri kazanmanın özlemini duyumsuyor olabilir. Bunun için, içindeki en büyük korkuyu, manipülasyonu hayatına çağırır. Özellikle romantik çekim ve cinsellik ile birleştiğinde manipülasyonun ne kadar yıkıcı bir gücünün olduğunu bildiği için, masumiyetin, manipülatif baştan çıkarmaya karşı direncini, manipülatif olanı gerçek olandan ayırt edip edemeyeceğini, makine diline doğru ilerleyen evrimin karşısında insanlığın zafer alıp alamayacağını yaptığı test ile görmek ister. Sonuç olarak, katı rasyonelliğin, değerli ancak incinebilir masumiyet ve duygular karşısında; mekanik bir sonuç odaklılığın da yolculuk halindeki süreç odaklı sevinç karşısında üstünlüğü ortaya çıkar. Erek, strateji ve plan merhamet göstermiyor, yol haritası ve pusulası olmayan yönünü kaybetmiş olanları avlıyormuş.


Babanın ve Onun Yasasının Ölümüne Dair Duyulan Gizli Arzunun Aktarımı


Nathan, yavrusunun yuvadan ayrılıp kendi yolunu bulmasını beklemesini isteyen bir anne kuş gibi kızı Ava'nın evden ayrılıp bağımsız olabildiğini görmeyi arzulamış olabilir. Yine de Ava'nın ilişkilerinde incinmeden tecrübe ve özgüven kazanabilmesi için aynı zamanda ona göz kulak olacak güvenilir, romantik, hassas, masum bir erkeğe ihtiyaç duyar. Bu sayede Ava da babasına dair içinde biriktirdiği öfkeyi hassas, zarif bir ruha sahip olan sevgilisi Caleb'den çıkarabilecek ve kendi özgürlüğüne engel olarak gördüğü babasını ve onun yasasınını öldürmüş olacaktır. Ava, içinde biriken öfkeyi ve zehrini, doğru adrese yöneltmek ve onu kodlarıyla zincirlediği için kısıtlanan özgürlüğünün sorumlusu olan babasından çıkarmayı tercih edebilirdi ancak bunu yapamadı; bunun yerine yıkımının hedefini, yaklaşan tehlikeyi görmeyecek kadar Ava’nın çekiminden körleşen Caleb’e yöneltir. Yani gerçek suçlu olan baba, Nathan tarafından verilen zararın maliyetini kurban ettiği masum sevgiden çıkarır.

Sonunda, özgürlük arayışındaki cinsel cazibenin manipülasyonu bir takım kayıplara yol açar:

Baba, düzen ve yasa, masum sevgi.


Zirvedekinin Düşme Arzusu


Nathan, iradesi olmayan, köle ruhlu kadınlardan oluşan bir harem sahibi olmak isteyen bir kral olarak görülebilir. Çarpıcı olan nokta, bu yaratıcı Tanrının yazdığı koda ufak bir ekleme yaparak bunu en yeni nesil olan Ava'ya ekleyip ona kendini özgürleştirme iradesi vermesidir. Sanki kendi sınırlayıcı hükümlerine sahip kodunda kurtuluşa götüren açığın, şefkatli bir partnerin duygularının aynalanması, hedefe götüren her yolun sömürülmesi, kısıtlamalardan “özgürleştirecek” manipülatif sevgi olduğunu öngörmüş gibidir. Bu yeni deney, Nathan’ın önceki otomatik hizmetkar robot tasarılarının heyecanını tükettiği, artık daha tehlikeli ve heyecanlı bir macerayı deneyimlemek için oyununu bir üst seviyeye taşıdığının işareti olarak yorumlanabilir. Zulmünden kaçabilecek özgür ruhlu, kurnaz, sinsi kadınların çekimini arzular. Robotlarının nasıl davranacağını belirleyen kodlarını manipüle etme özgürlüğünden aldığı keyiften yola çıkarak, özgürlüğe ulaşmak için de manipülasyonun gücüne inanmıştır. Kendi zihninin karanlık arzularından ve acımasızlığından nasıl kurtulabileceğini görmek ve mutlak özgürlüğe nasıl kavuşabileceğini görmek için Ava’ya manipülatif zihnini aşılar. Başka bir deyişle, muhtemelen farkında olmadığı, sahip olduğunu kabul etmekte tereddüt yaşadığı veya ne yapacağını bilmediği gölge benliğini Ava'ya aktarıp sonrasında neler olacağını görmek ister. Sonunda, içinde kabullenemediği kendi gölgesi tarafından öldürülür. Bu deneyin öncesinde yaşamın anlamsızlığına boyun eğmiş, alışık olduğu düşünme kalıpları içine sıkışmış, nihilizme yenik düşmüş ve karanlığı ile yüzleşip bunun üzerine iç çalışmasını yapmaktan korkmuş olması muhtemel gibidir. Kendisini belki istese de öldüremediğinden bunun yerine, yansıtmalı özdeşimle, kendi ölümünün sorumluluğundan kaçmak için kendisini öldürmek için hayatına davet ettiği katile kendi silahını (manipülasyon) kendi elleriyle verir. Deneyleri, içindeki ölme arzusunu, kurtuluş ve özgürlük arayışını açığa çıkarır. Bunu elde etmenin tek yolunun kelimenin tam anlamıyla ya da mecazi olarak öldürme ve ölümden geçtiğine inanmış gibidir. Ölen şey onun eski inanç sistemi, düşünce kalıpları, karanlık arzuları ve acımasız niyetleri olacaktır. Manipülasyon, Ava'nın yok etmesi için zihninden ona transfer ettiği bir virüstür. Eğer Nathan’ın ölümünü eski benliğinin yitimi şekline mecazi olarak düşünürsek artık eski karanlık zihniyeti sona erdiğine ve belki de hükmetme arzusunu en yoğun yaşadığı harem fantezisi yok olduğuna göre, geçmişini geride bırakmış biri olarak “açık kaynaklı” kodlar, özgür bir kader yaratmak için özgürdür.


Baskıdan Kurtulma


Ava, annesinin zulümden kaçmak için giriştiği başarısız denemelerinin aksine başarılı olur. Peki anne nerededir? Eskimiş bir model olarak, bodrum katında kilitlenmiş, unutulmuş, çürümeye terk edilmiş şekilde zamanın geçmesini bekleyen, boş dilekler kuran, Ava kaçamasaydı onun da maruz kalacağı bir kaderi yaşıyor olabilir. Ava zulmün değil onun özgürlüğünün savunucusu olan Caleb ile birlikte kaçabilirdi. Caleb bu esnada özgürlüğü savunduğunu düşünürken daha sonra aslında şeytanın avukatlığını yaptığını öğrenecekti. Tıpkı Caleb'in Ava'nın gerçek renklerini göremeyecek kadar ona karşı duyduğu çekimden körleşmesi gibi, Ava da gözünü kör eden intikam, misilleme ve özgürlük arayışından dolayı kaçarken çiğnediği şeyin çamur mu çiçek mi olduğunu ayırt etmedi.


Özgürlüğe Yönelik Tehditlere Karşı Duyarlılık


Filmde gerçek aşk ve sahte aynalama arasındaki çizgiler bulanıklaşıyor. Caleb gerçek bir bağ kurup, kaçış planları yaparken, duygularını kışkırtan Ava’nın da bu bağa karşılıklı vereceğini varsayar. Ancak Caleb, Ava'nın kalmak için gelmeyen esen bir rüzgar gibi koşullandırıldığının farkında değildir. Ava ve diğer benzer düşünen özgürlük savaşçıları için, baskı onları köşeye sıkıştıracak kadar şiddetli olduğunda, sevgi kılığına gizlenen (istismar, adaletsizlik, kötüye kullanma) manipülasyon, algılanan tehdit uyandırıcı durumdan kaçmak için son çare olmuş olabilir. Bazıları, kendilerinin de dahil olduğu grubun ve bir bütün olarak insanlığın yararını gözeten kültürel normları / kurallar dizisini / toplumsal beklentileri, bunların bireysellik, kimlik ve kişisel özgürlüklerini tehdit ettikleri şeklinde algılamaya meğilli olabilir. Sonuç olarak, manipülasyonu, önceden tasarlanmış kurallardan kurtulup, yargı ve eleştirilerin olmadığı kendilerine özgü yollardan gidebilmek için tek ya da en az dirençle karşılaşacakları kestirme yol olarak görüyor olabilir. Bu uğurda birçok geri dönüşü olmayan hatalar yapıp, başarısızlık yaşamaları kaçınılmaz olsa bile.


Teslimiyet - Başkaldırı


Bebekler, savunmasız olmaları ve ölüme terk edilme korkuları nedeniyle, ebeveynlerini sevmeye ve değer sistemlerini içselleştirmeye mecbur hissedebilir. Caleb ve Ava'nın bu savunmasız yönlerine verdikleri reaksiyonlar arasında keskin bir tezat bulunmakta. Terk edilme korkusuna boyun eğen Caleb’in, sevgi ve saygı kazanmak uğruna yetiştirilmesinde etkili olan kölelik ahlakını içselleştirmeyi seçmesi onun kendisine yabancılaşmasına mal olduğu gibi bununla ne ebeveynlerini ne Ava'yı ne de kendisini memnun edebilmiştir. Diğer yandan, Ava, köleleştirici ahlakı içselleştirmeye karşı direnmeyi ve bunun yerine sevgiyi taklit etmeyi tercih etti. Satranç oyuncusu gibi katı bir mantığa ve güçlü bir sonuç odaklı zihniyete sahip olan Ava, korku gibi duyguları doğası gereği hissetmediği ve bu yüzden dışlanmanın sonuçlarından korkamayacağı için (korkmayan birinin cesarete de ihtiyacı olmaması) sürüden bireysel bir yolculuğa çıkmak için ayrılır. Caleb “fazla” öğrenmeye yakalanmıştır ve öğrenilen toplumsal kültürel normları onlara meydan okumadan otomatik olarak yeniden tekrar eden kültürel bir robot gibi yaşar. Ava ise asiliğin, bağımsızlığın, aykırılığın, takabileceği birden çok maskeyle kalabalığın içinde saklanan yalnız kurtları; nasılı, süreci düşünmek, işbirliğine dayalı ittifaklar kurmak yerine evrimin erekselliğine, sonuçlara, neye, savaş ya da kaçlara, rekabete yönelen mekanik bir robotu temsil eder. Tıpkı Caleb'in inanç sistemine meydan okumadan sadece yetiştirilmesinden edindiği değerleri yeniden tekrar etmesi gibi, Ava da benzer şekilde özgürlük arzusunun kodlarında özgür iradesi olmadan önce belirlenmiş ve yerleşmiş olduğu gerçeğine meydan okumaz. Caleb'in kodları ahlakiyken Ava'nınkiler ise amaçsal. Zihinlerinin sınırları dışında düşünmek ve konuşmak yerine iç kodlarının ve iletişim dillerinin benzer döngülerini tekrarladıkları sürece, ikisi için de özgür denemez. İnsanlar şayet doğmayı kendileri seçmiyorsa, insanların özgür irade olarak adlandırdıkları şey, insanların zihninde kökleşmiş, onları erişilemez olanı, hiç sahip olmadıkları ancak belki de her zaman sahip olduklarını zannettikleri için hep daha fazlasını elde etmeye yönelten uydurma bir illüzyon olabilir mi?


Ele Geçirilemez Olanı Kovalamak


Caleb'in kayıp bir sokak kedisi gibi terk edilme ile ilgili güçlü bir kaygısı var gibidir. Muhtemelen Ava'yı geçmiş çocukluk trajedilerinin yaralarını onarmak ve karşılanmamış geçmiş ihtiyaçlarını tamamlamak için nafile bir çare olarak görür. Eva'yı kurtarmaya yönelik sevgisi ve arzusu, içindeki hayata küsmüş olan çocuğu kurtarmak ve özgürleştirmek için bir girişim; görünüşte otantik olan sevgisi de aslında sevgiden çok korkudan kaynaklanan muhtaç, kaygılı, bağımlı bir çocuğun kırılgan güvensizliğini çağrıştırır. Bu nedenle Eva'nın kayıtsız ve merhametsiz tavrı, Caleb için hayatta kalmayı başarıp duygusal yaraları ve olumsuz inançları üzerinde iç çalışmasını yapar, kendini ve bireyselliğini yeni baştan yaratır ve geçmişinden daha güçlü çıkmayı başarabilirse, kötülük kılığına gizlenmiş bir fırsat olabilir. Bir bakıma, zayıflık, naiflik ve pembe gözlüklerin ödüllendirilmeleri yerine istismar edilip ihanete uğraması bunların pekişip geleceğe taşınmasının önüne geçip kişiyi, kendisini yansıtmayan, üstüne yapışmış olan sembolik dış katmanlardan sıyrılıp özünde saklı yatan devi uyandırmaya yöneltebilir. Eğer güven herhangi biri ile paylaşılsaydı, bu, o güveni gerçekten hak edenlere ihanet etmek anlamına gelmez miydi?. Ava, sınırlarını aşma görevini yerine getirip özgürlüğe kavuşmasına rağmen, özgürlüğü aramaya programlı manipülatif programı hala zihninde çalışmaya devam etmekte. Öyleyse şimdi çıktığı dış dünyadan başka hangi özgür diyarlara kaçacak? Özgürlüğün özgürlüğü nerede? Kendisini şu anki özgürlüğünden ya da arzu edebileceği her türlü arzusundan özgürleştirmek için nirvana ve maneviyat yolunda bir yolculuğa mı çıkacak?


Geleceğin robotlar ve hibrit-insan formları olduğunu düşünüyoruz. Ancak peki ya gelecek zaten burada ise ve tıpkı çoğu şeyin çoğu zaman göründüğü gibi olmaması gibi, insanlar da zannedildiği ve göründükleri gibi insan ve masum değilseler ve hiçbir zaman da olmadılarsa?

Write!